Kızım erkenden aramıza katılmaya karar verince ‘daha nasılsa 1 aydan fazla var’ deyip de o zamanlar hazırlamadığım bebek çikolatalarını doğumdan sonra hazırlamak zorunda kaldım
Olsun geç olsun, güç olmasın… Sağolsun babacık, anneannecik ve teyzecikle beraber 1 gece de tamamladık. Hastaneye gelen ziyaretçilerimize yetişmedi ama eve gelenlere yetişti
Bebek çikolatalarının tasarım ve uygulaması bana ait, malzemeleri Eminönü’nde bulunan Şark Han’dan aldım. Bebek bekleyen arkadaşlara da fikir olur düşüncesindeyim.
Bu sepeti de Şark Han’dan aldım. Bir ara kendim yapayım diye düşündüm sonra vazgeçtim. İstediğim malzemelerle astarı yüzünden pahalı oluyordu, Eminönü’nden ekonomik bir şekilde hallettim. Bir de sepete uygun altın yastığı aldım ama onu fotoğraflamayı unutmuşum.
Bu projeyi aslında hastane için hazırlayacaktım. Defne’miz erken gelince kaldı. Ben yinede hazırladım. Pembe kutu daha önceden vardı. Çikolataları Mabel’den aldım. Eğer bu tarz bir çikolata yapmak istiyorsanız benim gibi paketli madlen çikolata almanızı tavsiye ederim. Ben dıştaki etiketi çıkarıp yerine kendi etiketlerimi yapıştırdım. Çok da şık durdular… Tesadüfen kutuyla da renk uyumu oldu. Şimdiye kadar gören herkesin yüzünde bir gülümseme oluştu. Bu da benim çok hoşuma gitti.
Bu arada paketli madlen Mabel’de en çok satılan ürünlerden biri olduğunu öğrendim. Bağdat Caddesi’nde bulunan Mabel’de bulabildim. Hiç bir şubesinde kalmamıştı. Sağolsun İbrahim Bey yardımcı oldu. Özellikle nişan törenlerinde tercih ediliyormuş. Ambalajlı oluşuyla çok satılan ürünler arasındaymış.
Şanslıyım çünkü aklımdan çift ambalajlı madlen var mıdır diye geçiriyordum. Aradığım kalitede, lezzette ve ambalajda çikolatayı bulmuş oldum. Ben bitter seviyorum ama birçok kişi sütlü seviyor. Bu nedenle hepsini sütlü aldım.
Şimdi biraz uyumaya gidiyorum
Malum minik kızım süt ister, dinlenmem lazım…
Doğum yaptıktan sonra normal doğum olduğu için 1 gece hastanede kaldık. Hastane çantama inatla gecelik koymamıştım, çünkü sevmiyorum :) Ama pijamalarla hiç zorluk çekmedim. Rahatlıkla tuvalete gidebildim. Hastaneden verilen hasta pedleri normal pedlere göre daha büyük ve emici olduğundan çok kolaylık sağlıyorlar. Ama her hastanede bu pedlerden vermeyebilirler. Bu nedenle dışarıdan alınıp, hastane çantasına konabilir. Bunun dışında doğumdan sonra çok terliyorsunuz bol bol fanila almakta fayda var. Kendim için saç fırçası, dudak nemlendiricisi ve kırmızı bir taç lazım oldu
Bebek için hastane çantasından birşey gerekli olmadı desem yeridir. Hastane hepsini verdi. Ek olarak ana kucağı ve battaniye kullandık.
Defne 34 haftalık doğduğu için ve o haftada bebekte emme refleksi henüz gelişmediğinden bebek hemşireleriyle emzirme alıştırmaları yapmaya başladık. İlk sütü bu şekilde hemşireler yardımıyla vermeye çalıştık. Benim doktorum dışarıdan geldiği için hastaneye beni sürekli kontrole geldi. Sütümün 48 saat içinde geleceğini söyledi ve gerçekten de 48 saat içinde sütüm geldi. Normal doğum yaptığım için her tuvalette dikişlere ilaçlı suyla kompres yaptım. Bu, hastanede olduğum süre içinde böyleydi. Eve çıkarken doktorum buna artık gerek kalmadığını söyledi. Bir de bebek erken doğduğu için sadece beni tanıyormuş, benim sesime alışık oluyormuş. Sürekli kucağımda tutmamı ve kendisini güvende hissetmesini sağlamamı söyledi. E ben dünden razıyım buna fırsatı kaçırır mıyım? Defne’yi her fırsatta kollarıma aldım. Bebiş babasına ancak 1 hafta-10 günde alışıyormuş. Babalar ise babalığa 6 ay içinde alışıyorlarmış. Bizim babacık daha dünden hazırmış maaşallah, kızıyla arası harika
Bu arada Defne hastanedeki ilk gününde Hepatit B aşısının ilk dozunu oldu.
Eve geldikten sonra neler yapmaya başladık? En önemlilerinden biri göbek bakımı… Günde 4 kez yapılıyor ve şu şekilde; 70 derece alkol alıyorsunuz ve steril gazlı bez, gazlı bezi göbeğin etrafına sarıyorsunuz. Simit gibi ortada göbek kalıyor. 4-5 damla alkolü göbeğin üzerine damlatıyorsunuz. İşte bu kadar… Daha sonra bebek bezi üzerine gelmeyecek şekilde giydiriyorsunuz. Hastanedeki doktor göbek düşmeden de banyo yapabileceğimizi söyledi, dikkat etmemiz gereken tek nokta göbeğin ıslak kalmaması… Bunu da göbeğin üzerine gazlı bez koyup yıkayarak sağladık. Ama gene de ıslanırsa fön makinesinin düşük ayarında kurutabilirsiniz. Defne’nin göbeği 1 hafta içinde düştü ve sorun kalmadı.
Bunun dışında günde 1 kez sabahları steril gazlı bezi kaynatılmış ve ılıtılmış suya batırıp gözlerini, kulaklarını, burnunu silerek günlük bakımını yapıyorum. Gazlı bezi küçük parmağıma dolayıp ıslatarak da ağzının içini dilinin üzerini, damağını ve dişetlerini siliyorum. Bu ağzında pamukçuk olmaması için önemli bir bakım aşaması. Tabi bunları yaparken son derece hassas olmak gerekiyor.
Banyosunu yaptırırken göz yakmayan bebek şampuanı kullanıyorum. Banyo da değil de oda da küvetinde yıkıyoruz. Banyodan sonra neler yapıyorum onları yazacağım.
İlk sütü emmeye çalışan Defne’cik aç kalmasın diye Premetil isimli mamadan destek aldık. Bunu da biberonla değil de hastaneden bize verilen minik bardaklarla içirdik. O zaman emmekten de vazgeçmiyor ve mama yiyebiliyor.
Eve geldikten 1 hafta sonra hastaneye kontrole gittik. Yeni doğan sarılığı kontrolü için topuğundan kan alındı ve değeri yüksek çıktı. Kandaki Bilirubin maddesinin yükselmesiyle ortaya çıkan bu rahatsızlık yeni doğan bebeklerin %90′ında oluyor. (Anne karnındayken annenin karaciğeri bu maddeyi yakıyormuş, bebek soğduktan sonra onun tazecik karaciğeri yakamayıp yenik düşüyormuş.) Çoğu bebek kendiliğinden iyileşiyor. Anne sütü alan bebeklerde iyileşme süreci biraz uzuyor. Çünkü anne sütü Bilirubin maddesinin kanda yakılmasını geciktiriyor. Eğer oran belli bir değer aralığında hala yüksekse bebek mavi ışık altında doktorun belirlediği saatlerde bekletilerek bilirubin maddesinin mavi ışıkla kanda yakılması sağlanıyor. Çok yüksek değerlerde ise kan değişimi yapılarak iyileşme sağlanıyor.
Defne erken doğumunda etkisiyle hemen sarılığa yakalandı ve mavi ışık altında tedavi oldu. O hastanede kalırken bende oradaydım ve emzirmek için 3 saatte bir yanına girdim. 1 gün sonra kan tahlili yapıldı, değer belli bir seviyenin altına düştüğü için hastaneden çıktık.
Hastaneden çıktıktan sonra benim sürekli gidebileceğim ve tam anlamıyla güvenebileceğim çocuk doktoru arayışım başladı… Bir sonraki yazıda bunu anlatacağım.
Bu arada fotoğraftaki el Defne’min eli, yerim o eli ben ![]()
Artık ayrıntıları yazmanın zamanı geldi değil mi? Bebekle yaşamaya alışıp düzenimi oturttuktan sonra nihayat aranıza döndüm. İlk önceleri bebekle zaman yönetimi sıfırın altında oluyor
Günler geçtikçe düzen oturuyor ve bebeğin ihtiyaçlarını, tepkilerini benimsiyorsunuz. İster istemez herşey yoluna girmeye ve sizde rahatlamaya başlıyorsunuz. Tabi gece uykusuz kalmaları falan bunun içine dahil etmiyorum
Uykusuzluk her daim zor ama o minik gözlerin gözlerinizin içine bakıp sizi derinden etkilediği anlarda bunların hepsi unutuluyor. Tıpkı doğum sancılarının, bebeğinizin kucağınıza verildiği anda unutulması gibi… Allahım o ne büyük mutluluktur, süt kokulu yavru göğsünüze veriliyor ve işte asla unutulmayacak tanışma anı… Ömrüm boyunca unutamayacağım. Allah isteyen herkese bu duyguları tattırsın.
Gelelim lohusa yatağı mevzusuna; kanaviçeyi çok sevdiğimi bilen annem, biz hastaneden gelince benim çeyizlik takımlarımdan sermeyi uygun görmüş. Çok da güzel oldu, nostaljik bir yatağım oldu.
Bundan sonraki yazılarımda doktor kontrollerimizi ve yaptığım süslemeleri yazacağım. Defne’miz erken geldiği için herşeyi doğduktan sonra hazırladık . Hastane çantasını tam bir hafta önce hazırlamıştık, ne olur ne olmaz diye
İyi ki hazırlamışız…









