25. Aralık 2008 14:29 | Kategori: Bebek Eşyaları, Bebeğimiz | 4 yorum yapılmış.

kart7.jpg 

Defne için sözcük ve renk kartları yaptım. Defne genellikle elindekini ağzına  soktuğu için gıda ambalajı için kullanılan kartondan bir parça alıp 9 cm çapında daireler kestim. Üzerlerine dergilerden kestiğim resimleri yapıştırdım. Gözlerine sokabilir diye köşeli yapmadım. Şimdi yeni kartlar hazırlıyorum. Onlar artık dikdörtgen şeklinde. Çünkü Defne artık herşeyi ağzına sokmuyor ve oynayıp bırakıyor.

kart5.jpg

Renk kartlarını oluşturduktan sonra her rengin arkasına o renkle ilgili bir nesnenin resmini yapışyırdım. Turuncu-Portakal, Kırmızı-Domates gibi… Defne bu kartlarla 3 rengi net olarak ayır edebiliyor. Turuncu, kırmızı ve yeşil; sarı ve mavi üzerinde çalışıyoruz. otuncaklarının içinden mavi topunu ver dediğimde veriyor ama daha çalışmamız lazım.Geçen gün televizyonda bir reklamda kocaman turuncu bir daire çıktı. Defne’nin dikkatini çekmiş olmalı ki, hemen eliyle bana işaret edip “ıhh, ıhh” diyerek seslendi. Bende “evet Defne turuncu” dedim ve onayladım.

kart2.jpg

kart4.jpg

kart1.jpg

Yaptığım kart gruplarından fotoğraflar çektim. Kartların her iki yüzeylerinde de değişik nesnelerin resimleri var. Sebzeler, meyveler, hayvanlar ve eylemler şeklinde hazırladım. Defne’nin favori kartları renkler, karpuz yiyen bebek, el çırpan bebek, vişneler, salyangoz, civciv, muz, kedi ve köpek kartları ;) Bu kartları oyuncaklarının içinde bulup hemen çıkartıyor. Eliyle bir arkasına, bir ön tarafına bakıyor. Çevir kızım diyorum, hemen çeviriyor… Artık basit eylemlerden çok daha fazlasını anlıyor. Annemin bir muhabbet kuşu var adı ”Şirin”, tabi Defne’nin ilgi alanlarından biri :) Kafesi defalarca taşımaya çalışıp devirdi :) Oturma odasındayken “Git Şirin Kuş’ a bak gel kızım” dediğimde; hemen gidip bakıyor. Kafesin aralıklarından parmağını sokup dokunmaya çalışıyor ;)                            



25. Aralık 2008 13:25 | Kategori: Bebeğimiz, Aklıma Gelenler | 1 yorum yapilmış.

defne_cay.jpg

Canım kızım her geçen gün yeni birşeyler öğreniyor. Akşamları eve gittiğimde beni şaşırtmasından çok, beni güldürmesine bayılıyorum. Öyle şirin ki hatta şımarık, beni ve babasını elinde oynatıyor :)
Defne ile artık birlikteyken diyaloglarımız oluyor. Evet evet bana istediklerini anlatabiliyor. Genel olarak doktorumuzunda dikkatini çeken bir özelliği Defne’nin kendi seçimlerinin olması. Ne yiyeceğine, nerede, kiminle, nasıl oynayacağına kendisi karar veriyor.Geçen akşam üzeri annemin ufak bir kutlama için aldığı pastayı masaya getirdiğimde Defne’yle aramızda geçen diyalog…

-Ayyyy (İşaret parmağıyla pastayı gösteriyor)
-Ihh, ıhh
-Pasta mı, istiyorsun?
-Hııı (Ellerini ve bacaklarını heyecanla sallıyor)
-Tamam, hemen bir dilim kesiyorum kızıma.

Pastadan bir dilim kesip, kek kısmından ağzına bir parça veriyorum. Sonra beni şaşırtacak kelime ağzından çıkıveriyor,

-Çay (Masadaki çay bardaklarını gösteriyor)

-Aa çay mı, istiyorsun.

-Çayy

-Kızıma çay da veririm. (Annemin Defne için hazırladığı ıhlamurdan veriyorum.)

Gülümseyerek pastanın kekinden yemeye devam ediyor. Belli ki istediklerini bana anlatmaktan, bende istediklerini bana anlatabilmesinden mutlu olarak geceye devam ediyoruz.



17. Aralık 2008 11:31 | Kategori: Bebek Eşyaları | 2 yorum yapılmış.

anna_burda.jpg

Annemdeyken onun eski dökümanlarına bakmaya bayılıyorum. Annem akşam sanat okulu terzilik ve hazır giyim bölümü mezunu, güzel dikiş diker ama artık sıkılıyor. Ufak tefek birşeyler dikiyor. Profesyonel anlamda yapmıyor. Dergileri karıştırırken çocuklar için bebek yapımına rastladım. Anna Burda Dergisi 1985 yılı, ocak ayı sayısında. Hemen ilgilenen arkadaşlar olabileceğini düşünüp sizlere yapımını aktarıyorum. Ben başladım bile, ama elimde parça kuma çok fazla yoktu. Bütünleri de kesmeye kıyamadım. Elime geçtikçe tamamlayacağım.

Bebeklerin yapılışlarını olduğu gibi aktarıyorum, ayrıca patron çizgilerini de aşağıda veriyorum. Parça kumaşlarla ilgili 2 fikir daha vardı. Dergini o sayfalarını da koydum.

kumas_bebek1.jpg

Casper:

casper.jpg

yapilis1-copy.jpg

Maskotçuklar:

maskotcuk.jpg

yapilis.jpg

Her İki Bebek İçin Patron Çizgileri:

patronlar.jpg



14. Aralık 2008 1:47 | Kategori: Aklıma Gelenler, Başka Şeyler | 5 yorum yapılmış.

tebrik_karti.jpg

İnşallah herkes sevdikleriyle mutlu bir bayram geçirmiştir. Bizde çekirdek aile olarak ziyaretler ve evde dinlenmeyle geçti. Defne bızdığı ile pek dinlenilmiyor ama olsun onun yorgunluğu bile güzel.

Fotoğraf kendi yaptığım bayram kartlarına ait. Çocukluğumdan beri kendi yaptığım kartları göndermeyi seviyorum. Eskiden oturur üşenmeden çizer, boyardım. Hatta babadan matbaacı olduğum için böyle ısıyla kabaran afilli mürekkeplerle kabarık yazılardım. Şimdi teknolojiye ayak uydurmuşum, fotoğraf ve biraz Photoshop oldu bitti ;) Zarflarda da kelebek çıkartma kullandım. Şık oldular ;)



5. Aralık 2008 13:57 | Kategori: Aklıma Gelenler, Başka Şeyler | 7 yorum yapılmış.

cicek.jpg

İyileşene kadar siteye yazamadım, denedim ama olmadı. Defne’ye, onu kucağıma alamayacağımı anlatıp, bilgisayarı kucağıma alınca kıyameti kopardı. Bende iyileşene kadar bekledim ve uzun uzun yazdım. “Doktorumdan sadece su, komposto, reçel, bebek bisküvisi ve ekmek yiyerek beslenme koşuluyla izin aldığım 2 günün sonunda ameliyat günü gelmişti. Bu şekilde beslenmemin nedeni midemin safra salgısına ihtiyaç duymayarak, ağrımın ilk günkü gibi kriz seviyesine ulaşmasını engellemekti. Aksi takdirde o seviyeye ulaşırsa gece-gündüz saat kaç olursa olsun acil ameliyata girecektim. Safra kesemin patlama ihtimali vardı. Allahtan ağrım öyle bir zamanda baş göstermiş ki, safra kesesi vücuduma zarar verecek duruma gelmeden sinyallerini vermiş. Doğumdan sonra çoğu bayanın başına gelen bir durummuş. Hormon seviyelerinin safra sıvısındaki maddelerin dengesini değiştirmesiyle taşlar oluşuyormuş. En tehlikeli durum da benimki gibi taşlar 4-6 mm büyüklüğünde çok ve kriz şeklinde gelen ağrılı durummuş. Doktorumu dinleyerek ve genelde aç kalarak 2 günü geçirdim. Bu 2 günde en çok ihtiyacım olan kendimi ameliyat psikolojisine hazırlamaktı. Her ne kadar da sık yapılan bir operasyon olsa da, başlangıcı ve sonu bütün ameliyatlarda uygulanan prosedürlerin aynısıydı. Bayılacağım………….ayılacağım. Arada operasyon ;) Şimdi söylemesi kolay geliyor. Acile kaldırıldığım ilk gece nöbetçi doktorun “ameliyat olmalısın” demesinden sonra bir umut sabahı bekleyip doktoruma görünerek belki ameliyat olmama şansım vardır diye düşünerek kendimi rahatlatmıştım. Ama doktorum ultrason  görüntüsüne bakarak “Hülyacım hemen ameliyat olmalısın” dediğinde gözlerimden inciler süzülüverdi. “Aaa böyle duygusal olma, ağrılarından kurtulacaksın ve kızının sana ihtiyacı var” diyerek beni rahatlatmaya çalışması; ayrıca en ince ayrıntısına kadar hastalığımın sebepleri, sonuçları, ameliyat sırasında neler yapılacağını, sonrasında hayatıma nasıl devam edeceğim hakkında kafamda en ufak bir soru işareti bırakmamacasına yaptığı açıklamalar, çizimler J çok rahatlatıcı ve bilgilendiriciydi. Hatta sık sık babacıkla bana “böyle dinleyen bulunca anlatırım da anlatırım” diyerek tıp ilmine dalan bir muayene oldu. Safra kesesi taşları kalsiyum kaynaklı taşlar olmadığı için (pigment, kolesterol kaynaklı) röntgenle belli olmuyormuş. Sadece ultrasonla teşhis edilebiliyormuş. Wikipedia’da güzel açıklamışlar, bilgi edinmek isteyenler bakabilir.Ameliyat sabahı annem “ben evde duramayacağım, çok merak ederim seni” deyince “ bende Defne’mle mümkün olduğunca birlikte olmak istiyorum” deyince hep beraber sabah hastaneye geldik. Bizden sonra kayınannem ve kayınbabam da geldiler. Saat 09:30’da ameliyat olacağım için yatışım bir gün önceden yapılmıştı. Ama oda akşamüzeri boşalacağı için eve gelmek daha mantıklı oldu. Odama yerleştik, Defne’m kahvaltısını yaptı benim dışımda herkes heyecanlı, bana ilahi bir sakinlik geldi J Anestezi uzmanı Dr. Kutay Bey geldi. -Bak sakin olduğuna emin misin? Sakinleştirici verebilirim. -Eminim, yok istemiyorum.-Ciddi misin?-Ciddiyim, gerçekten.-Tamam ameliyat saatine kadar heyecan olursa haberim olsun.Şeklinde bir diyalogtan sonra, Defne’mle oyun oynamaya başladık. Hoppidi, hoppidi yaparken. Doktorum girdi odaya.-Ooo hasta olan sen misin? Diğerleri mi?-Benimmmm.-Hiç belli olmuyor J Şeklinde moral depoladıktan sonra Sevinç hemşire ameliyat önlüğünü getirdi. 10 dakika sonra beni almaya geleceklerini söyledi.Hazırlandım ve beklemeye başladım. Tabi önlüğü görünce annemin falan yüzü düştü. O yavrusu için bende yavrum için endişeleniyordum. Ameliyat psikolojisi gerçekten zor, özellikle de yeni anne olan ben için; ya uyanmazsam, ya aksilik olursa gibi soruları düşünürken doktorumun beni rahatlatan cümleleri imdadıma yetişiyordu. Ona güveniyordum. Kendime her şeyin iyi gideceği konusunda telkin verdim. Allah’a dua ettim ve beni almaya gelen sedyeye uzandım. Defne’m kahvaltı sonrası şekerlemesini yapıyordu. Onun kokusunu sonuna kadar içime çekerek vedalaştım. Annemi öptüm (annem ağlıyor, susması imkansız), Derya, babacık ve kayınannemlerle vedalaştıktan sonra ameliyathaneye doğru yola çıktık. Annem “gelebilir miyiz? Deyince hep beraber asansöre bindik. Derya Defne’mle odada kaldı. Bende gözyaşlarıma hakim olamadım. Annem elimi sımsıkı tuttu. Ameliyat haneye girdikten sonra kalabalık bir grupla karşılaştım. Önce son hazırlıklar için beni yoğun bakıma aldılar. 10 dakika sonra “Hülya Işık, Lap Kese, 4 numaralı ameliyathane” diye bir hemşire seslendi. Ameliyathaneye geçtik. İçerisi çok ışıklı, soğuk ve kalabalıktı. Anestezi uzmanı geldi hemen “merhaba, bak sabahki gibi sakin misin? Diyerek beni kontrol etti. Doktorum “sana ameliyathaneyi tanıtayım, diye birkaç aleti ve ameliyat sırasında seni buradan izleyeceğim” diye ekranları anlattı ;) Hemşirelerle merhabalaştık. Derken hemşire şırıngayı elimin üzerine yerleştirdi ve doktoruma “verelim mi? hocam” diye sordu. Doktorum da “tamam” dedi. Ben ilacı enjekte etmesine baktım ve 1 saniye sonra “gidiyorum” dedim ve sonrasını hatırlamıyorum J 2 saat 10 dakika sonra;-          Hülya Hanım iyi misiniz? Dediklerini duydum ve gözlerimi açmaya çalıştım. -          Midem çok ağrıyor.-          Mideniz değil, ameliyat yeriniz.-          Tamam o zaman orası ağrıyor.Derken ağrı kesicilerin verilmesiyle biraz rahatlıyorum. Uyandığım an öyle tatlı bir duygu hissettim ki, sanki saatlerce çok rahat bir şekilde uyumuşum ve uyanıyorum. Ağrıyla ve ameliyat kelimesini duyduğumda öncesini hatırladım. Yoğun bakımdan çıktığımda kapıda annemin elimi tutup hüzünle karışık şefkatli sesiyle “Yavrum” dediğinde acılarımı unutuverdim. Babacık da “Geçti canım” dediğinde sevdiklerimin yanımda olması huzur verdi. Odada Defne böceği ile teyzesi beni bekliyordu. Kızım hemen ellerini uzatıp bana dokunmak istedi, bende parmaklarını öptüm. Defne her zaman elini uzatır bende işaret parmağını emerim, “hımm çok tatlıymış” derim. O da oyununa devam eder. Gene öyle yaptık ;) 2 gün hastanede kaldıktan sonra eve geçtim. Safra kesesi yokluğunda doktorum vücudumun adapte olması için 1 ay yağsız/az yağlı beslenmem gerektiğini söyledi. Ondan sonra eskisi gibi beslenmeye devam. Ayrıca Defne’yi ilk 2 hafta hiç kucağıma almayacağım. Ondan sonraki günler yavaş yavaş alacağım. Defne bu durur mu? Sürekli kucağıma gelmek isteyip durdu. Bende ona elimin üzerindeki küçük bantı gösterip “bu uff geçsin seni kucağıma alacağım” dedim. Bir gün ben uzanırken emekleyerek yanıma gelip, elimin üzerindeki bandı parmağıyla çıkarmaya çalıştı. Yavrum bir an önce iyileşmemi istedi. Her sabah beşiğinden kafasını uzatıp, benim yattığım yatağa bakıp sonra uyumaya devam etti. 2 haftalık raporum bittiğinde işe geri döndüm. Her ne kadar kapalı ameliyat tabir edilen cinsten oldumsa da karın bölgemde 4 yerde kesi var. Dikiş yerlerim ve iç dikişler  2-3 ay daha acıyabilirmiş. Tamamen eski halime dönmem 7-8 ayı bulurmuş. Hayırlısı olsun, önemli olan ağrılarımdan kurtulup sağlığıma ve sevdiklerime kavuşmuş olmam. Bunda emeği büyük olan Prof. Dr. Reşit İnceoğlu, yardımcısı Uzm. Dr. Tuna Yıldırım, anestezi ekibinin başı Uzm. Dr. Kutay Çolakoğlu, hemşirelerim Sevinç ve Mahir’e teşekkür ederim ;)