Defne’m bu kabına sığmayan kızım benim, öyle ki 8 ayda doğacağım diye tutturup gece yarısı doktorumun “arabada doğurailirsin Hülya, hazırlıklı ol” sözleriyle hastaneye yetiştiğimizde; doğumhaneye giderken sedyeye bile yatmaya zaman vermeyen kızım benim
Defne’m doğduktan sonra annemle sürekli “bu kız kesin 9 ay beklemezmiş” deyip duruyoruz
Sabırsız ve aceleci kız…
İlk zamanlar uyku vaktinde poposuna pış pış yaparak uyurdu, bu dönem öyle kısa sürdü ki; yerini kucakta sallama aldı yok onu da istemedi, bu kez ayakta salladık… Yaz gelince böyle uyumak da istemedi, derken arkadaşım Halime (onunda kızı sallamadan uyumuyordu) kızını uyutmak için kullandığı beşiği verdi. İlk zamanlar Defne beşikte uyumak istemedi. Sonra sonra alıştı, şimdi uykusu gelince yatırıyorum sallayarak uykuya dalmasını bekliyorum, sonra yatağa yatıyor. Gündüz ise hep bunda uyumak istiyor. Yatağa yatırınca uyanıyor. Gece uykusunda böyle değil, rutin olarak her sabah 05:30′da uyanıyor. Uyandıktan sonra anne-kız oyun oynuyoruz. Bazen ben uyuyorum anneanne-torun keyif yapıyorlar. (Hala annemdeyiz, benim evde zaten yürüme mesafesinde, istediğimiz zaman gidip geliyoruz). Saat 06:30 gibi sabah bakımlarını yapıyorum, altını değiştirme, yüzünü yıkama gibi, sonra 07:00′da kahvaltısını yapıyor ve pijamalarını değiştiriyor. Derken sabah şekerlemesini yapıyor. Uyku zamanı değişiyor, bazen güzel uyurken, bazen kuş uykulu oluyor. Bu fotoğrafı da sabah şekerlemesinde çektim. Annem beşiğin içine sentetik kumaş terletmesin diye pamuklu çarşaf serdi ve ince bir minder dikti. Ben ilk zamanlar bu şekilde uyumasın diye düzeltmeye kalktım ama ne mümkün hemen “ıhhh” diyerek keyfini bozmamam gerektiğini anlattı akıllı kızım bana… Bende şimdi rahatsız etmiyorum keyifli keyifli uyusun kızım…
Uyanınca boncuk gözleriyle bana bakışına bayılıyorum. İstifini hiç bozmuyor. Boşuna keyif düşkünü demiyorum. Özgür ruh tam yay burcu
Çiçekli pijamasını annem almış
Alt-üst takım giydiğinde çok şeker oluyor.
Durumu kavradıktan sonra fotoğraf makinemi istedi. Siyah ipiyle oynamasını çok seviyor. Bende oynamasına izin veriyorum. Pamuşş kollarından öpüyorum. Ödülümü alıyorum ![]()
Okuyan gençliğim benim
Bu fotografı sabahın 7’sinde anneannemizin balkonunda çektim. Ben gazetemi okuyordum; oyalansın diye Defne’me kitabını vermiştim. Çünkü kendisinden başka kimseyle veya hiçbirşeyle ilgilenmemi istemeyen bir kızım var. Bir baktım o da okumaya çalışıyor
Makinemi alıp gelene kadar istifini bozmamış, hemen bu anı ölümsüzleştirdim. Bayılıyorum bu kıza!
Resimdeki puseti annemin bahçesinde kullanmak için aldık. (Inglesina’yı bir bizim eve, bir annemlere taşımamak için) Oldukça hafif, 2 kademe yatış pozisyonu, 5 nokta emniyet kemeri ve yıkanabilir kılıfı var. En önemlisi çok ucuz olması, Eminönü’nden aldım ![]()
Bugün aklıma geldi, hiç Defne’m ile geçirdiğimiz zamanlardan bahsetmemişim. Nasıl bir bebektir, neler yapar v.s. Defne büyürken neden çoğu bebek gibi 9 ay 10 günlük değil de, 8 aylık doğduğunu daha iyi anlıyorum. Maaşallah bir enerji, yerinde tutmak imkansız oluyor. Gündüz uykuları kuş uykusu gibi ve en önemli özelliği uyurken mutlaka ben, babacık veya anneannesi yanında olacak
Uykusunda kolunu uzatır ve bizi arar, elimizi tutar ve uykusuna devam eder. Uykusuna dalarken içinde “Defne” kelimesini geçirdiğim şarkı mırıldanıyorum, inanılmaz mutlu oluyor. Bazen yanında top patlatsan uyanmaz, bazen de tık sesine uyanır ve sanki hiç uyumamış gibi dimdik başını yastığından kaldırır. İşte o dakikada Defne’mi yatakta tutmak imkansızdır. Hemen kucağıma gelecek ve bütün evi, mümkünse balkonu dolaşacak, etrafını seyredecek.
Bu arada eğer yemek falan yeniyorsa mutlaka Defne’m masada bize eşlik edecek. Aramızda olmazsa kıyameti kopartıyor. Bu, sohbet ederken de böyle illa ki aramıza katılacak bizimle olacak. Sosyal yönü kuvvetli bir bebek oldu. Hepimizi birarada istiyor, yanlız kalmak istemiyor. Gündüz mama yapmak için mutfağa gittiğimde 1-2 dakika içinde tamamen yer değiştirmiş olarak buluyorum ve bağırmaya başlamış olarak beni karşılıyor. Kapıdan beni görüce susuyor, uzaktan sesimi duymak yetmiyor
Arkamdan ağlamaya başladı.
Durum böyle olunca günlük yaşam biraz sekteye uğruyor. Defne’mle ilgilenmek herşeye değer olduğu için bende annemle iş bölümü yaparak durumu kurtarıyorum. Hala anneannede kalıyoruz, bazen haftasonları evimize gidiyoruz. Ama Defne’m burada bahçede çok mutlu oluyor. Balkona kadar uzanmış asmaya tutunup sokaktaki hareketleri izlerken çok heyecanlanıyor.
Yukarıdaki fotoğrafı ay başında doktora giderken arabada çekmiştim. Günya uyuyordu arabaya biner binmez açtı gözlerini, arabada uyuyan bebeklerin aksine asla arabada uyumuyor.
Bu arada iştahsızlığından bahsetmedim. Yemek yememek için türlü numaraları var, mesela sabah kahvaltısını etmemek için çok uykusu gelmiş gibi yapıyor, ben ısrara edince başka bir numaray geçiyor
Oyunla yemeğini bitiriyor. Israr etmiyorum, 15 dakika sonra tekrar deniyorum. Şarkılar, oyunlar bu şekilde bitiriyor
Her anne gibi bende kızıma bayılıyorum. İyi ki doğmuş, iyi ki hayatıma girmiş. O boncuk gözlerinden öpmeye, koklamaya gidiyorum. Görüşürüz ![]()
Yarın benim ilk anneler günüm… Sancılı geçen gecenin ardından, kızımı koklayacağım, dokunacağım ve öpeceğim anı düşünerek seni dünyaya getirdiğimde ilk cümlem ” canım kızım merhaba, ben senin annenim” demiştim. Doktor amca ve hemşire abla bana gülümsemişlerdi. Defne’min mis kokusunu içime öyle çektim ki, bir daha asla o kokuyu unutmayacağım. Süt kokulu, mis kokulu, cennet kokulu kızım benim. Sen bana en güzel hediyesin.
Sende bana gelmek için acele ettin ve kucağıma hemen geldin. Hayatımız boyunca hiç ayrılmayalım ve mutlu olalım. Hep ellerimiz kavuşsun. Hiç ayrılmasın!
Yukarıdaki fotoğrafı Defne’m uykuya dalmadan hemen önce çektim. Defne’m bana dokunmadan uykuya dalmıyor.Aşkımız çok büyük. Gece uykusunda bile kolunu beşiğinden uzatır, bende ona dokunurum ve uyumaya devam eder. O benim, ben onun sıcaklığını hissederek mutlu bir şekilde uykuya dalarız.
Bütün annelerin anneler gününü kutluyorum. Allah herkese bu duyguyu tattırsın.
Evimin her köşesinde Defne’m var
Bu süslemeleri Sevgili Burcu‘nun sitesinde verdiği linkten fikir edinip yaptım. İyi ki yapmışım öyle güzel duruyorlar ki… Metalik ve pembe renkli kalın kartonlardan beğendiğim yazı karakteri şeklinde kesip kurdela yapıştırıp duvara astım. Yukarıdaki süs oturma odasınından, aşağıdaki ise yatak odasının duvarını süslüyor.
Hadi fotoğrafını koymuşken kapı süsümüzü de koyayım dedim. Kapı süsümüzü Eminönü’nden almıştım. Çok acil hastaneye gidip normal doğum yaptığım için malesef hastane kapısına asmak kısmet olmadı. Doğumdan sonra da taburcu edildiğim için, eve gidip-alıp asmak da gereksiz olacaktı. Biz de odamızın kapısına astık. Hilal Ablası tül, Seda Ablası da pembe tüyleri getirince kapıyı süsledik. Daha doğrusu babacık ve anneanne birlikte yaptılar.
Hastane kapısı için farklı bir süs daha planlamıştım ancak kağıt çıktıları iş yerinde kaldı. Ben, doğum öncesi iznimi kullanamadan doğum yaptığım için, planlar yarıda kaldı. Ben de o fikirleri Defne’min doğum gününde hayata geçiririm diye düşünüyorum.











