5. January 2009 1:37 | Kategori: Bebeğimiz, Başka Şeyler | 2 yorum yapılmış.

 defne_tart.jpg

Defne’nin tuhaf bir meyve alışkanlığı var. Mesela elma yiyiyorsa başka bir meyve yemiyor. Bu aralar muz yediği için ikinci bir çeşidi reddediyor. Elindekiyle yetinmesini bilen kızım benim :) Bende, Defne belki beğenir ve elma yemiş olur düşüncesiyle geçen hafta sonu “Elmalı Tart” pişirmiştim . Bol elmalısından….

Sonuç harika! Tartın lezzetinden bahsetmiyorum tabi ki ;) Defne tartı çok beğendi ve tabağındaki kırıntıları bile işaret parmağıyla üzerlerine bastırarak alıp yedi :) Çok şekerdi, bende onun parmağını yedim… Hımm çok tatlıydı!

Hafta içi  işyerinde çalışırken annem aradı “Hülya, Defne bugün son kalan dilimin kırıntılarını bile yedi” deyince bu haftasonu tekrar pişirdim :)

“Nam, nam, nam” diyerek yanıma yaklaşıp bir çatal alarak elmalarından elmalarından yedirdim ;) Kızım istesin ben gene pişiririm. Mintoşum benim!

Elmalı Tart

Malzemeler

  • 150 g margarin veya tereyağı
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 yemek kaşığı yoğurt
  • 2 yemek kaşığı toz şeker veya esmer toz şeker
  • 2 çay kaşığı karbonat
  • Un

İçi İçin:

  • 6 adet kırmızı elma
  • 2 yemek kaşığı toz şeker veya esmer toz şeker
  • 1/2 su bardağı dövülmüş ceviz içi
  • 1 tatlı kaşığı tarçın

Yapılışı:

1. Önce tartın içini hazırlayın. Elmaları rendenin iri tarafıyla rendeleyin. İçine şekeri ilave edip harlı ateşte suyu azalınca kadar pişirin. (Yaklaşık 8 dakika)

2. Ocağı kapatın, ceviz ve tarçını ekleyin karıştırın.

3. Hamur malzemelerini bir kaba koyun ve yoğurun. Kulak memesi yumuşaklığında bir hamur elde edin.

4. Hamurun yarısını ayırıp bir parçasını yağlanmış mini fırın tepsisine veya tart kalıbına yayın. Tabanına bıçakla 10 adet delik açın. Elmalı harcı hamurun üzerine yayın. (Sıcak sıcak yayabilirsiniz)

5. Kalan hamura biraz daha un ekleyin ve sertleştirin. Hamuru, tartın üzerine rendenin iri tarafıyla rendeleyin.

6. Önceden ısıtılmış 200 derece fırında kızarıncaya kadar pişirin.

7. İsterseniz soğuduktan sonra üzerine  pudra şekeri eleyebilirsiniz.

Afiyet olsun…



1. January 2009 14:44 | Kategori: Bebeğimiz, Başka Şeyler | 14 yorum yapılmış.

defne_pastasi.jpg

Defne’min doğum gününü kutladık. Aile arasında mütevazi bir kutlama oldu. Ben tam iyileşemediğim için kızımı yeterince kucağıma bile alamadım. Ayrıca bir gün öncesinde 12. ay kontrolümüz vardı ve 2 tane aşı oldu. O gece sabaha kadar mızmızlandı ve uyumadı. Doğum gününde mum üfleme olayı ve pastasının tadına bakmasından sonra anneannesi uyuttu. Bende daha fazla geç kalmadan yazıyı yazayım dedim. Zira çalışan anne olunca bloglara ayrılan zaman ister istemez kısalıyor.

Doğum günü mamalarının detaylarını Yemek Şenliği‘nde yazdım. İsteyenler oradan bakabilirler.

defne_dogumgunu1.jpg

Bu fotoğraf karesine baktıkça aklımdan “Allahım bu mutluluk karesi hiç bozulmasın” diye dua ediyorum. Kızım benim o kadar tatlısın ki, bir yıl boyunca bize mutlu günler yaşattın. Hayatın boyunca sende sevdiklerinle birlikte hep mutlu ol, emi.

Kızımın pembe elbisesini anneannesi aldı. Defne elbisesini 2 gün boyunca askısıyla evin içinde taşıdı durdu. Sürekli “ayyy” diyerek bize gösterdi :)

defne_dogumgunu2.jpg

Defne’yi fotoğraf çekmek için bile zaptetmek ne mümkün :) başta mum üflemek için yaklaştığı pastasına önce elini soktu sonrada ayağıyla basmak istedi :)

defne_dogumgunu3.jpg

Uyumadan önce teyzesinin kucağında iyice mızmızlandı. Sonra uyumaya gitti. Uyanınca kuzenim Yasemin’in oğlu Erdem’le hediyeleri açtılar; Defne parlak ambalaj kağıtlarına bayılıyor :) Durmadan hışırdattı durdu…

hediye1.jpg

hediye.jpg



14. December 2008 1:47 | Kategori: Aklıma Gelenler, Başka Şeyler | 5 yorum yapılmış.

tebrik_karti.jpg

İnşallah herkes sevdikleriyle mutlu bir bayram geçirmiştir. Bizde çekirdek aile olarak ziyaretler ve evde dinlenmeyle geçti. Defne bızdığı ile pek dinlenilmiyor ama olsun onun yorgunluğu bile güzel.

Fotoğraf kendi yaptığım bayram kartlarına ait. Çocukluğumdan beri kendi yaptığım kartları göndermeyi seviyorum. Eskiden oturur üşenmeden çizer, boyardım. Hatta babadan matbaacı olduğum için böyle ısıyla kabaran afilli mürekkeplerle kabarık yazılardım. Şimdi teknolojiye ayak uydurmuşum, fotoğraf ve biraz Photoshop oldu bitti ;) Zarflarda da kelebek çıkartma kullandım. Şık oldular ;)



5. December 2008 13:57 | Kategori: Aklıma Gelenler, Başka Şeyler | 7 yorum yapılmış.

cicek.jpg

İyileşene kadar siteye yazamadım, denedim ama olmadı. Defne’ye, onu kucağıma alamayacağımı anlatıp, bilgisayarı kucağıma alınca kıyameti kopardı. Bende iyileşene kadar bekledim ve uzun uzun yazdım. “Doktorumdan sadece su, komposto, reçel, bebek bisküvisi ve ekmek yiyerek beslenme koşuluyla izin aldığım 2 günün sonunda ameliyat günü gelmişti. Bu şekilde beslenmemin nedeni midemin safra salgısına ihtiyaç duymayarak, ağrımın ilk günkü gibi kriz seviyesine ulaşmasını engellemekti. Aksi takdirde o seviyeye ulaşırsa gece-gündüz saat kaç olursa olsun acil ameliyata girecektim. Safra kesemin patlama ihtimali vardı. Allahtan ağrım öyle bir zamanda baş göstermiş ki, safra kesesi vücuduma zarar verecek duruma gelmeden sinyallerini vermiş. Doğumdan sonra çoğu bayanın başına gelen bir durummuş. Hormon seviyelerinin safra sıvısındaki maddelerin dengesini değiştirmesiyle taşlar oluşuyormuş. En tehlikeli durum da benimki gibi taşlar 4-6 mm büyüklüğünde çok ve kriz şeklinde gelen ağrılı durummuş. Doktorumu dinleyerek ve genelde aç kalarak 2 günü geçirdim. Bu 2 günde en çok ihtiyacım olan kendimi ameliyat psikolojisine hazırlamaktı. Her ne kadar da sık yapılan bir operasyon olsa da, başlangıcı ve sonu bütün ameliyatlarda uygulanan prosedürlerin aynısıydı. Bayılacağım………….ayılacağım. Arada operasyon ;) Şimdi söylemesi kolay geliyor. Acile kaldırıldığım ilk gece nöbetçi doktorun “ameliyat olmalısın” demesinden sonra bir umut sabahı bekleyip doktoruma görünerek belki ameliyat olmama şansım vardır diye düşünerek kendimi rahatlatmıştım. Ama doktorum ultrason  görüntüsüne bakarak “Hülyacım hemen ameliyat olmalısın” dediğinde gözlerimden inciler süzülüverdi. “Aaa böyle duygusal olma, ağrılarından kurtulacaksın ve kızının sana ihtiyacı var” diyerek beni rahatlatmaya çalışması; ayrıca en ince ayrıntısına kadar hastalığımın sebepleri, sonuçları, ameliyat sırasında neler yapılacağını, sonrasında hayatıma nasıl devam edeceğim hakkında kafamda en ufak bir soru işareti bırakmamacasına yaptığı açıklamalar, çizimler J çok rahatlatıcı ve bilgilendiriciydi. Hatta sık sık babacıkla bana “böyle dinleyen bulunca anlatırım da anlatırım” diyerek tıp ilmine dalan bir muayene oldu. Safra kesesi taşları kalsiyum kaynaklı taşlar olmadığı için (pigment, kolesterol kaynaklı) röntgenle belli olmuyormuş. Sadece ultrasonla teşhis edilebiliyormuş. Wikipedia’da güzel açıklamışlar, bilgi edinmek isteyenler bakabilir.Ameliyat sabahı annem “ben evde duramayacağım, çok merak ederim seni” deyince “ bende Defne’mle mümkün olduğunca birlikte olmak istiyorum” deyince hep beraber sabah hastaneye geldik. Bizden sonra kayınannem ve kayınbabam da geldiler. Saat 09:30’da ameliyat olacağım için yatışım bir gün önceden yapılmıştı. Ama oda akşamüzeri boşalacağı için eve gelmek daha mantıklı oldu. Odama yerleştik, Defne’m kahvaltısını yaptı benim dışımda herkes heyecanlı, bana ilahi bir sakinlik geldi J Anestezi uzmanı Dr. Kutay Bey geldi. -Bak sakin olduğuna emin misin? Sakinleştirici verebilirim. -Eminim, yok istemiyorum.-Ciddi misin?-Ciddiyim, gerçekten.-Tamam ameliyat saatine kadar heyecan olursa haberim olsun.Şeklinde bir diyalogtan sonra, Defne’mle oyun oynamaya başladık. Hoppidi, hoppidi yaparken. Doktorum girdi odaya.-Ooo hasta olan sen misin? Diğerleri mi?-Benimmmm.-Hiç belli olmuyor J Şeklinde moral depoladıktan sonra Sevinç hemşire ameliyat önlüğünü getirdi. 10 dakika sonra beni almaya geleceklerini söyledi.Hazırlandım ve beklemeye başladım. Tabi önlüğü görünce annemin falan yüzü düştü. O yavrusu için bende yavrum için endişeleniyordum. Ameliyat psikolojisi gerçekten zor, özellikle de yeni anne olan ben için; ya uyanmazsam, ya aksilik olursa gibi soruları düşünürken doktorumun beni rahatlatan cümleleri imdadıma yetişiyordu. Ona güveniyordum. Kendime her şeyin iyi gideceği konusunda telkin verdim. Allah’a dua ettim ve beni almaya gelen sedyeye uzandım. Defne’m kahvaltı sonrası şekerlemesini yapıyordu. Onun kokusunu sonuna kadar içime çekerek vedalaştım. Annemi öptüm (annem ağlıyor, susması imkansız), Derya, babacık ve kayınannemlerle vedalaştıktan sonra ameliyathaneye doğru yola çıktık. Annem “gelebilir miyiz? Deyince hep beraber asansöre bindik. Derya Defne’mle odada kaldı. Bende gözyaşlarıma hakim olamadım. Annem elimi sımsıkı tuttu. Ameliyat haneye girdikten sonra kalabalık bir grupla karşılaştım. Önce son hazırlıklar için beni yoğun bakıma aldılar. 10 dakika sonra “Hülya Işık, Lap Kese, 4 numaralı ameliyathane” diye bir hemşire seslendi. Ameliyathaneye geçtik. İçerisi çok ışıklı, soğuk ve kalabalıktı. Anestezi uzmanı geldi hemen “merhaba, bak sabahki gibi sakin misin? Diyerek beni kontrol etti. Doktorum “sana ameliyathaneyi tanıtayım, diye birkaç aleti ve ameliyat sırasında seni buradan izleyeceğim” diye ekranları anlattı ;) Hemşirelerle merhabalaştık. Derken hemşire şırıngayı elimin üzerine yerleştirdi ve doktoruma “verelim mi? hocam” diye sordu. Doktorum da “tamam” dedi. Ben ilacı enjekte etmesine baktım ve 1 saniye sonra “gidiyorum” dedim ve sonrasını hatırlamıyorum J 2 saat 10 dakika sonra;-          Hülya Hanım iyi misiniz? Dediklerini duydum ve gözlerimi açmaya çalıştım. -          Midem çok ağrıyor.-          Mideniz değil, ameliyat yeriniz.-          Tamam o zaman orası ağrıyor.Derken ağrı kesicilerin verilmesiyle biraz rahatlıyorum. Uyandığım an öyle tatlı bir duygu hissettim ki, sanki saatlerce çok rahat bir şekilde uyumuşum ve uyanıyorum. Ağrıyla ve ameliyat kelimesini duyduğumda öncesini hatırladım. Yoğun bakımdan çıktığımda kapıda annemin elimi tutup hüzünle karışık şefkatli sesiyle “Yavrum” dediğinde acılarımı unutuverdim. Babacık da “Geçti canım” dediğinde sevdiklerimin yanımda olması huzur verdi. Odada Defne böceği ile teyzesi beni bekliyordu. Kızım hemen ellerini uzatıp bana dokunmak istedi, bende parmaklarını öptüm. Defne her zaman elini uzatır bende işaret parmağını emerim, “hımm çok tatlıymış” derim. O da oyununa devam eder. Gene öyle yaptık ;) 2 gün hastanede kaldıktan sonra eve geçtim. Safra kesesi yokluğunda doktorum vücudumun adapte olması için 1 ay yağsız/az yağlı beslenmem gerektiğini söyledi. Ondan sonra eskisi gibi beslenmeye devam. Ayrıca Defne’yi ilk 2 hafta hiç kucağıma almayacağım. Ondan sonraki günler yavaş yavaş alacağım. Defne bu durur mu? Sürekli kucağıma gelmek isteyip durdu. Bende ona elimin üzerindeki küçük bantı gösterip “bu uff geçsin seni kucağıma alacağım” dedim. Bir gün ben uzanırken emekleyerek yanıma gelip, elimin üzerindeki bandı parmağıyla çıkarmaya çalıştı. Yavrum bir an önce iyileşmemi istedi. Her sabah beşiğinden kafasını uzatıp, benim yattığım yatağa bakıp sonra uyumaya devam etti. 2 haftalık raporum bittiğinde işe geri döndüm. Her ne kadar kapalı ameliyat tabir edilen cinsten oldumsa da karın bölgemde 4 yerde kesi var. Dikiş yerlerim ve iç dikişler  2-3 ay daha acıyabilirmiş. Tamamen eski halime dönmem 7-8 ayı bulurmuş. Hayırlısı olsun, önemli olan ağrılarımdan kurtulup sağlığıma ve sevdiklerime kavuşmuş olmam. Bunda emeği büyük olan Prof. Dr. Reşit İnceoğlu, yardımcısı Uzm. Dr. Tuna Yıldırım, anestezi ekibinin başı Uzm. Dr. Kutay Çolakoğlu, hemşirelerim Sevinç ve Mahir’e teşekkür ederim ;)



26. November 2008 23:45 | Kategori: Başka Şeyler | 22 yorum yapılmış.

defne1yasinda.jpg



Lilypie 1st Birthday Ticker