Geçen haftasonu 21. hafta doktor kontrolüne gittik. Daha randevuya yarım saat vardı ve biraz karnım açıkmıştı, hazır zamanımız varken eşime “Hadi gel Mado’da oturalım” dedim. Kendimize birer porsiyon su böreği ve Mado’nun harika naneli ve dondurmalı limonatasından sipariş ettik. Tabi ben hemen afiyetle mideme indirdim :) Bu küçük ziyafetin ardından büyük bir heyecanla doktorumuzun kapısını çaldık. Acaba son kontrolden bu yana neler olmuş, bebiş büyümüş mü? Çok merak ediyorduk. Benim sabırsızlığımı bilen doktorum önce; geçen kontrolden bu yana herhangi bir şikayetim olup olmadığı sordu. Çok şükür herşey yolunda dedim. “Hadi gel o zaman hemen bakalım” dedi ve muayene odasına girdik. Babacık herzamanki yerini aldı
Muayene başlar başlamaz bizim minik bebiş de gösterilerine başladı. (Tabi bunda içtiğim şekerli limonatanın etkisi de büyük:) enerji dolmuş yavru) Doktorumuz bir yandan gerekli tespitleri yapıyor, bir yandan da “bak bu hareket ‘-anneciğim ben çok iyiyim’ demek” diyerek beni cesaretlendiriyordu. Hamileliğimin yarısını hayırlısıyla bitirdim
Doktorum belki de yeni yıla kalmaya bilir 30-31 aralık veya 01-02 ocak gibi doğabilir dedi.
Herşeyin yolunda olduğunu bilmek insana huzur veriyor. Bu arada doktorum demir hapı verdi. Eğer herhangi bir şikayetim olursa farklı bir hapla değiştirebileceğini söyledi. O gün bugündür içiyorum çok şükür sorunum yok. Bir sonraki randevumuz 22 Eylül’de heyecanla bekliyoruz.
Doktorumuz 3′lü test sonuçlarımızı görmek istediğini söylemişti. Biz de testi takip eden haftasonu randevu almıştık. Haftasonu doktorumuza gittik. Sonuçları inceledi ve herşeyin normal olduğunu söyledi. Bebek anne karnında aksiliklerin %60-70′ini kendi kendine ekarte edermiş. Bir kez daha içimiz rahatladı. Doktorumuz kendime olan güvenimi çok sevdiğini söyledi. İyi bir anne olamamaktan korkan ya da endişe duyan anne adayları varmış. Ben de anneliğe tamamen hazır olduğumu hissettiğim an bebeğimiz bize geldi dedim. Sonra eşime dönüp ” Çok şanslı olduğunu ve benim gerçekten iyi bir anne olacağıma inandığını” söyledi. Benim de koltuklarım kabardı doğal olarak… ![]()
Geçtiğimiz hafta başında doktorumuz “2. Düzey USG+Doppler” istemişti yani bilinen adıyla “3′lü Test”. Önce haftasonu bebeğimizin salgıladığı ve benim kanımda dolaşan AFP (Alfa Feto Protein) maddesinin ölçümüyle ilgili kan tahliline gittik. Sonra pazartesi sabahı kalktıktan sonra güzel bir kahvaltı yaparak; ardından doktorumuzun söylediği görüntüleme merkezine doğru yola çıktık. Ben çok sakindim. (Görüntüleme merkezinin kapısına gelinceye kadar
) Kaydımızı yaptırmak için görevli bayana gerekli belgeleri uzattıktan sonra kalp atışlarım hızlandı. Çok heyecanlandım. Bebeğimizle son muayenemizden 2 hafta sonra tekrar karşılaşacaktık ve bütün organları, elleri, ayakları, damarları incelenecekti. Bu arada herşeyin yolunda olması için Allah’a dua ediyordum, Babacık’la koltukta oturup beklerken kontrolu yapacak doktor geldi. Babacan biri, ilk bakışta pozitif elektrik aldım. Derken hemşire hanıma “anneyi alıp 90 derece sola yatırın, baba da gelsin” dedi. Beraber odaya girdik ve ben sol tarafıma 90 derecelik açıyla uzandım. Yaklaşık 5 dakika yattıktan sonra Doktor Bey içeri girdi. Tanışma faslından sonra bana durumumla ilgili bir kaç soru sordu. Muayeneye başlamak için karnıma o soğuk jelden sıktı
Derken muayenemiz başladı. İşte bak bu kafası, kalbi, bu da kolları, bacakları, parmakları, midesi… Dayanamayıp “Herşey yolunda mı?” gibi sorular soruyordum. Allahım küçücük kalbi nasıl da hızlı atıyordu. Bana ultrason görüntülerini karşımdaki duvardaki ekrandan seyrettiriyorlardı. Babacıkla ben sevinçten ağzımız kulaklarımıza varıyordu. Sonra birden bire Doktor Bey’in ağzından sihirli bir cümle duyuldu: “Büyük ihtimalle kızınız olacak!”
Allahım duyduğum doğru muydu? O an ağzımdan çıkan cümle “Allahım sana şükürler olsun”du. Gözyaşlarım hemen süzülüvermişti. Çok duygulandım. Minik kızımız karşımızdaydı. Derin bir nefes aldıktan sonra heyecanım biraz olsun hafiflemişti. Doktor Bey bana dönüp “Şu an bebeğin durumu, senden çok daha iyi, rahatla biraz, kasma kendini” dedi. Tekrar derin bir nefes aldım. Heyecanım dinmek bilmiyordu. Gözyaşlarım da öyle… Doktor Bey heyecanlı olmamın çok doğal olduğunu söyledi. Beni rahatlatmaya çalıştı. Yaklaşık 40 dakika sonra muayenemiz bitti. Sonuçları almak için yaklaşık 10 dakika bekledik. Sonuçlarla beraber, kızımızın DVD kaydını da verdiler. Canımız ne zaman kızımızı görmek istediğinde izliyoruz. Bunlar çok güzel heyecanlar, anlatılmaz yaşanır ![]()
Cumartesi günü 16. hafta kontrolüne gittik. Bebişi görmek için çok sabırsızlanıyordum. Randevu saatim gelinceye kadar kalbim yerinden fırlayacak gibi atıyordu
Heyecanla doktorumuzun odasına girdik. Herzamanki gibi doktorumuz bizi güleryüzle karşıladı. Öncelikle geçen muaynemizden beri günlerimin nasıl geçtiğini hakkında sohbet ettik. Daha sonra benim ne kadar sabırsız olduğumu bilen doktorum “Hadi gelin bakalım” dedi. Babacıkla beraber muayne odasına girdik. (Babacık olmadan beni muayneye almaz
Her zaman bebişin her anını beraber yaşamamızdan yanadır.). Bebişimizi gördük ve rahatladım. Doktorumuz gerekli incelemeleri yaptıktan sonra hemşire hanım rutin tansiyon ve kilo ölçümümü yaptı. Bir sonraki kontrole kadar stres, yorgunluk gibi bize zarar verecek olgulardan uzak ve ”mutlu anne” adayı olarak oradan ayrıldık.



