Blog arkadaşlarımdan Sevgili Nurdan beni sobelemiş. Zevkle cevaplıyorum. Bugünlerde en yakınımdaki kitap Oliver Sacks - Mars’ta Bir Antropolog. 5. Cümlesi ise “Gregory, yıllardır makineler ve mekanik araçlarla ilgilenen hastası S.B. hakkında, güzel bir anekdot anlatır.”
Bende daha önce cevaplamadıysa Sevgili Ebru‘yu sobeliyorum.
Acaba yaşında mı yürüyecek derken, yaşına 20 gün kala emeklemeye başlayan Defne’m 14 ay 2 günlükken yürüdü
Günlerdir kendi kendine sıraladığı dönemde ellerini bırakarak denge çalışmaları yapıyordu. O akşam “gel kızım bana” dediğimde, baktım pıtı pıtı geldi…
Kendisi de çok sevindi, gülerek boynuma sarılması çok şekerdi. Sonra tekrar koltuğa, tekrar bana
Bütün gece uyuyana kadar alıştırma yaptı durdu. İlk adımlara kadar hiç kendini yere atmadı, hep kontrollü olarak ellerini bırakıp denemeler yaptı, kendinden emin olduğu an yürüyüverdi kızım benim
Oyun grubunda da dayanamayıp ayaklandı
Bugün bütün gün oyuncak alışveriş arabasını odadan mutfağa sürüp durmuş.
Cumartesi günü Sevgili Ayça‘nın başlattığı hareketle bizde kendi oyun grubumuzu oluşturduk. Grubumuz Sevgili Nuran‘ın çağrısıyla hemen kuruluverdi. Sevgili Özgür, Sevgili Evrim ve ben hep beraber bebişleri alarak Nuran’a gittik. Defne 14 aylık, Emincan 15 aylık, Ceren 15.5 aylık ve Berk 16 aylık olmak üzere minik arkadaşlar biraraya geldiler.
İlk buluşmada bebişleri serbest bıraktık. Bazen salonda, bazen de Emincan’ın odasında oynadılar.
Biz anneler ise birbirimizi bloglarımızdan tanıdığımız için hiç yabancılık çekmeden sohbete daldık
Emincan’ın oyuncaklarından herkes birer tane kapmış
Defne böceği hemen dolabın önüne gitti ve oyuncakları keşfetti.
Daha sonra Nuran bebişlere piknik sofrası kurdu ve yaptığı nefis kurabiye, kek ve börekleri ikram etti. Nuran’cığım ellerine sağlık, adam kurabiyelerin havada kapışıldı
Defne en çok böreği sevdi
Tontiş ellerinle o böreği mıncıklamanı yerim senin…
Defne’nin tabağı dolu duruyor
Berk silip süpürmüş maaşallah!
Ceren, Emincan, Berk ve Defne, hepsi de nasıl bakmışlar objektiflere…Hepsi çok şekerdi ve çok değişik bir gün geçirdiler… Biz anneler de tanışmanın mutluluğu içinde, tekrar görüşmek dileğiyle ayrıldık…
Haftasonu benim, kendimi bildim bileli canım arkadaşım olan Ayşegül’e oturmaya gittik. 5-6 yaşımızdan beri Ayşeül babaannesiyle, ben anneannemle birlikte hep komşu oturmasında beraber oynardık. Şimdi ikimizin de bebeklerini anneanneleri bakınca mahallede görüşüyoruz, aynı zamanda da aynı gruba bağlı şirketlerde çalışıyoruz
Hiç ayrılmadık. Kimbilir yavrular büyüyünce de beraber oynayacaklar…
Defne genellikle bugüne kadar hep kız bebek gördü. Onlarla oyuncak bebek gibi oynamak istiyordu, Ali Emre’ye farklı yaklaştı. Daha çok cici diye sevmek istedi
Ali Emre uykudan uyandığında Defne’yi görünce nasıl da kaşlarını çatmış… Ama yukarıda babasının kollarında nasıl da rahatlamış görünüyor
Fotoğrafta babacıklar, bebecikleri tanıştırırken
Babacıkların öyle çok ortak yönleri var ki, isim, burç, kurdukları cümleler…. Herşey aynı
Ayşegül’le zaman zaman çok gülüyoruz.
Ali Emre’nin odasını da göstereyim size, dayısı dekore etmiş ![]()
Defne teyzesinin odasına ve eşyalarına çok meraklı
Akşam teyzesi işten gelince doğru onunla odaya, hemen ayıcığı istiyor ve bilgisayar koltuğuna kuruluyor. Bugünlerde en büyük zevki bu
Kolyeleri, bilezikleri eline alıp “ciciii” diyor ve boynuna geçirmeye çalışıyor. Kız işte, süslü olmayı seviyor
Defne duyu organlarını göstermeyi önce oyuncaklarında öğrendi. Bebeğinin, köpeğinin ve teyzesinin ayıcığının gözlerini, kulaklarını vs. gösterip; en son kendinde de öğrenerek bu işi bitirdi maaşallah… Hani kafan deyince eliyle kafasını göstermesi çok şeker…
Bu arada da gelip benim gözüme de parmağını sokuyor















