Sevgili arkadaşım Ekim ilk sobesinde beni sobelemiş. Büyük bir zevkle katılıyorum. Sobemizin konusu hepimizin yüreğini sızlatan bir konu. Maalesef dünyada çocuklara karşı yapılan istismarların sonu gelmiyor. Günümüzde birde bunlara internette yapılan çok seviyesiz (seviyesiz kelimesi bile seviyeli kaldı) tacizler eklendi. Bunların sonucunda kimbilir kaç çocuğun psikolojisinde onarılmayacak yaralar açıldı. İşte bu yüzden “Çocuk İstismarını Durdurun” sloganıyla Doctus‘da başlatılan bir proje ortaya çıkmış. Üstelik sadece sanal bir proje değil Ankara Üniversitesi’ nden, Doktor Betül Ulukol tarafından yönetilen bir proje olduğunu öğrendim.
Sobe için gerekli şartlar ise şu şekilde;
- Mim konusu; Çocukluğunuzdan hatırladığınız ilk şarkı ve şu anda dinlediğinizde hissettirdikleri.
- Banner
- “Çocuk istismarını durdurun” sloganının yazıda geçmesi.
Çocukluğumda dinlediğin ve hatırladığım şarkılara gelince; ilki Clémentine isimli çizgi filmin “Clémentine, quand tu fermes les yeux…” diye başlayan müziği. Bu çizgi filmi izlerken en çok zevk aldığım şey başlangıç müziğini dinlemekti. Jenerikte gösterilen şeffaf baloncuğun içinde Clémentine’in gökyüzüne yükselmesi sahnesi hep gözümün önüne gelir.
İkinci olarak ilkokulda flütle çaldığım ” Benim annem, güzel annem, beni al kollarına…” şarkısı. Bende her zaman naif duygular uyandırıyor.
Üçüncü şarkı ise çocukluğumda arkadaşlarımla bahçede oynadığımız oyunun şarkısı.”Aç kapıyı bezirgan başı, bezirgan başı. Kapı hakkı ne alırsın, ne verirsin…” Çocukluğum ne güzeldi, evimizin bahçesinde çiçekler, ağaçlar ve hayvanlarımızla geçen yıllar. Böylesine güzel bir çocukluk geçirdiğim için kendimi şanslı hissediyorum.
Sobe için teşekkür ederim Ekim’ciğim.
Dün gece gerçekten zor bir geceydi. Defne’m 39,2 derece ateşle son derece mızmızdı. 6 saatte bir Paranox Fitil verdim (3/4 büyüklüğünde-1 kez) ve gece yarısından sonra ateşi düştü. Çok şükür şimdi herşey yolunda.
Bugün Defne’mi babacıkla birlikte 4. ay kontrolüne götürdük. 3. ay kontrolü olmadı çünkü 2. ay kontrolünden sonra verem aşısı, kalça ultrasonu tekrarı (erken doğduğu için kontrol amaçlı yapılıyor), idrar tahlili ve eko’su (gene erken doğduğu için kontrol amaçlı) yapılacaktı. Doktorumuz bu kontrolleri yaptırıp gelmemizi söylemişti. Bizde yaptırdık ve herhangi bir sorunumuz olmadığı için de 2 hafta gecikmeli gittik ve böylece 4. ay kontrolüne gitmiş olduk.
Doktorumuz Defne’min rutin muayenesini yaptıktan sonra, sonuçları değerlendirdi. Defne’nin şikayeti olup olmadığını sordu. Bu ay en belirgin şikayetimiz gece uyandıktan sonra önce ağlayıp mızmızlanıp sonra da sürekli evin içinde dolaşmak istemesiydi. Bu konu hakkında konuştuktan sonra beslenme konusuna geçtik. Defne’ye pazartesi gününden itibaren elma suyu vermeye başlayacağım. 1 yemek kaşığı ile başlayıp miktarı her gün 1 yemek kaşığı arttıracağım. Sonraki haftalarda armut, havuç ve karışık meyve suyu olmak üzere çeşitlendireceğim. Bakalım ne tepki verecek. Size gelişmeleri yazarım. Aslında direkt olarak elma püresi yiyebilirse daha iyi olurmuş, ancak ilk etapta alışması biraz zaman alabilir dedi.
Daha sonra 4. ayda yapılan Karma Aşısı’nın tekrarı, Pnömokok Aşısı’nın tekrarı ve Rota Virüsü Aşısı’nın son dozu yapıldı. İnşallah bu geceyi sağ salim çok huzursuzlanmadan atlatırız. 6 saatte bir 3/4 ölçek Paranox fitil verebilirmişim. Ateşlenmezse sadece gece yatmadan önce vereceğim.
Allahtan annemde kalıyoruz, sağolsun anneciğim en büyük yardımcım. Bu konuda kendimi gerçekten şanslı hissediyorum. 1 haftadır buradayız, Defne’me ve bana değişiklik oldu. Annemin komşuları bizi ziyarete geldiler, her biri bizi çok merak ediyordu. Hiç boş kalmadık diyebilirim. Günlerimiz son derece hareketli geçiyor.
Yukarıdaki fotoğrafın adı “Doctor & Doll” doktorumuzun muayenehanesinde duvarda asılıydı. Sonra tesadüfen internette rastladım ve koydum. Bana çok sempatik geldi.
A bu arada bir sonraki randevumuz 5. ayımız dolup, 1 hafta geçtiğinde olacak. Bu sefer aşımız yok, genel muayene ve beslenme hakkında konuşacağız.
Evimin her köşesinde Defne’m var
Bu süslemeleri Sevgili Burcu‘nun sitesinde verdiği linkten fikir edinip yaptım. İyi ki yapmışım öyle güzel duruyorlar ki… Metalik ve pembe renkli kalın kartonlardan beğendiğim yazı karakteri şeklinde kesip kurdela yapıştırıp duvara astım. Yukarıdaki süs oturma odasınından, aşağıdaki ise yatak odasının duvarını süslüyor.
Hadi fotoğrafını koymuşken kapı süsümüzü de koyayım dedim. Kapı süsümüzü Eminönü’nden almıştım. Çok acil hastaneye gidip normal doğum yaptığım için malesef hastane kapısına asmak kısmet olmadı. Doğumdan sonra da taburcu edildiğim için, eve gidip-alıp asmak da gereksiz olacaktı. Biz de odamızın kapısına astık. Hilal Ablası tül, Seda Ablası da pembe tüyleri getirince kapıyı süsledik. Daha doğrusu babacık ve anneanne birlikte yaptılar.
Hastane kapısı için farklı bir süs daha planlamıştım ancak kağıt çıktıları iş yerinde kaldı. Ben, doğum öncesi iznimi kullanamadan doğum yaptığım için, planlar yarıda kaldı. Ben de o fikirleri Defne’min doğum gününde hayata geçiririm diye düşünüyorum.
Benim ve Defne’min ne kadar şanslı olduğunu anlatan bir yazı oldu. Çünkü blog dostluğu olarak sanal alemde başlayan dostluklarımız gerçeğe taşınarak sağlamlaştırıldı. Hatta beni çok duygulandıran haller aldı, düşünüp bize hediyeler yollamaya kadar geldi.
İlk hediyemiz Fisher Price Tavşan, bunu sevgili Su Gibi Hilal Ablası’ndan geldi. Hilal’le görüşmelerimiz çok eğlenceli geçiyor. En son buluşmamızda Hilal 37 ,ben ise 34 haftalık hamileydim. O gün işlerimizi hallettikten sonra oturduk konuşuyorduk, Hilal “önce ben doğuracağım, bak ziyaretime gelirsin, önceliğim var senden” diyordu. Bende “tamam, geleceğim” diyordum. Cumartesi buluşmuştuk, ben pazar’ı pazartesiye bağlayan sabah doğum yaptığımda hemen aradım. “Sen bana geliyorsun” dedim. Telefonda şaşırdı “nasıl yani?” dedi, bende ” Defne’miz geldi” dedim
Gülüştük, hoş bir anımız oldu… Tavşancık şimdi Defne’min yatağında başucunda duruyor
İkinci hediyemiz sevgili Mutfakta Hoş Seda, Seda Ablası’ndan geldi. Canım benim bebek beklediğimi duyduğunda elleriyle çok şeker bir hırka örüp gönderdi. Hemen Defne’min dolabına yerleştirdim. Herkese gösteriyorum. Nasıl duygulandım anlatamam. Hatta hırkayla kalmadı, sırf benim canım çekiyor ve hamileliğimin son döneminde gidemiyorum diye sevdiğim dükkandan bal alıp yolladı. Defne’min süs eşyalarının malzemelerini alıp yolladı. Seda’cığım sana nasıl teşekkür etsem azdır. Dostum olduğun için çok şanslıyım canım. Eve de bekliyoruz biliyorsun, değil mi? Hatta en kısa zamanda darısı başına diyorum canım
Üçüncü hediyemiz Yeliz’in Dünyası, Yeliz Ablası’ndan geldi. Yeliz’ciğim çok düşüncelidir. Hemen kendine has tarzıyla Defne’me bebek albümü almış, bana hoş bir küpe yapmış ve gönderdi. Beni çocuklar gibi sevindirdi. Bu albümü Defne’min en güzel fotoğraflarıyla dolduracağım canım. Darısı başına diyorum
Sana da çok yakışır annelik, çıtı pıtı bir anne
Hepinize çok çok teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız… Defne’m de büyüdüğünde öpecek sizi ![]()











